| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | be amazed v. | hayrete düşmek | ||
|
I was amazed to learn I had won. Kazandığımı öğrenince hayrete düştüm. More Sentences |
||||
| General | be amazed v. | şaşmak | ||
|
You'd be amazed how many times I've told him not to do that. Ona kaç kere bunu yapmamasını söylediğimi bilseniz şaşarsınız. More Sentences |
||||
| General | be amazed v. | şaşırmak | ||
|
You'd be amazed how much time Tom spends playing games. Tom'un ne kadar çok oyun oynadığına şaşırırsın. More Sentences |
||||
| General | be amazed v. | hayran kalmak | ||
|
I was amazed at Tom's fluency in French. Tom'un Fransızcadaki akıcılığına hayran kaldım. More Sentences |
||||
| General | be amazed v. | hayret etmek | ||
| Inglés | Turco | |
|---|---|---|
| General | ||
| General | be amazed at v. | şaşırmak |